^^BeN SeNi GöRMeDeN SeVDiM, YoLuNu GöZLeDiM BiR MeDiNe SaBaHı, ELLeRiMDe GüLLeR, GüLLeR Ki KoKuNu ALDıĞıM, KoKuNu aLıP YaNDıĞıM YaNıP YaNıP AĞLaDıĞıM...BeN SeNi GöRMeDeN SeVDiM EFENDİM, GÜL EFENDİM..(S.A.V)^^

GAMI-TASAYI BIRAK İRADEN CANLI İSE!..ÜMİT KAYNAĞI OL OLABİLİRSEN HERKESE!.._

< >

veciz.gif_

Ey Rabbim

Ey bütün alemlerin Rabbi olan Allah’ım…

Verdiğin cana şükür, aldığımız nefese şükür, yanımızda olanlara şükür, kıymetimizi bilenlere şükür, verdiğin nimetlere şükür, tattığımız güzel şeylere şükür, yaşadığımız acılara şükür ki daha büyükleri var, verdiğin vereceğin her şeye şükürler olsun Ya Rabbi!..

Hakkımızda en hayırlı olanı bir tek sen bilirsin güzel Allah'ım.. İçimizdeki her türlü sıkıntıyı gideriver, sıkıntıların sonundaki o güzellikleri, o gönül ferahlığını bizlere bir an önce nasip eyle Ya Rabbi!..

Bizlere sabır nimetini vermişsin sana şükürler olsun.. bu nimeti bizlerden eksik etme Ya Rabbi!.. Biz aciziz, biz yaşadıklarımızı anlayamıyoruz, sen bizlere anlama kabiliyetini ver Allah'ım.. Bizleri doğru yoldan ayırma, gönlümüzü dara bırakma Ya Rabbi!

::: AMİN :::




Bağlantılarım

* Ana Sayfa
* Profilim
* Arşiv
* Cennetim Olur musun?
* HüZüNLü_GuRBeT_
* UYaN_iNSaN_
* Ey Her Şeyi Hâlden Hâle Koyan Allahim! Bizleri en Güzel Bir Hâle Tebdîl Eyle!_
* NİÇİN MÜSLÜMAN OLDULAR_?
* İşte en çok istek alan klip..: Ey BeYRuT.....
* Duâ Âdâbı_
* MüSLüMaNıN DuASı_
* Seni Andım Dün Gece (Ertuğrul Erkişi)
* Mehmet Emin AY - o_gece_sendin_gelen...
* Peygamber Gülleri - Yetim kız
* Teşekkür Ederim Allah'ım
* Minik SeHeR' den herkesi ağlatan....40 YAŞINDASIN...şiiri...
* ''Cami ışıklarına bakan çocuk...''
* En iYi TeMiZLiK MaddeSİ -COLA..?..ve diğer İLGİNÇ YaZILaR...
* Şu BeNiM DiVaNe GöNLüM...
* MiKAİL ^^HoŞ SeDa^^ tıklayın... dinleyin...
* Ölüm Anındaki Ses
* Hz. Muhammed (sas) sizin için ne ifade eder?
* ŞeFaaT Ya Resulallah
* İBReTLiK BiR HiKaYe_''İmhaldeki Sır''
* "Çığlıklar yükselirdi yanık çöl gecelerinden_
* "SIR KAPISI öyküleri...(M. NEDİM HAZAR'ın yazısı
* Üstad'a Mektup!
* Irakta yaşanan katliamı izleyin...
* Namaz Kılıyormusun ??
* ”Güllerin efendisi”ne mektup..
* Onlar Gibi Olabilmek İçin..
* Kelimelerden ve köprülerden geçerken
* DÜNYADAN RAMAZAN KARELERİ
* ALLAH RASULÜNE SALAVAT
* Kur'an'ı 8 makamda okuyor _(Mısırlı Sümeyye)
* 2070 YILINDA YAZILMIŞ BİR MEKTUP (mutlaka okumalısınız..)

Kategoriler

  • ASR-I_SAADETten
  • Bir_Soru_
  • BiR_YUDUM_HiKAYE_
  • DUALaR__
  • HaDiS_ler
  • iNCiLER
  • MISRALAR_

  • DOSTLARIM

    Bir küp altın; iki güzel insan

    Geçmiş zamanın birinde bir adam, bir çiftlik evi yapmaya karar verdi. Bunun için güzel bir yer aradı ve aradığı yeri sonunda buldu. Araziyi sahibinden satın aldı. Hemen işe koyuldu. Önce kendine güzel bir ev, daha sonra hayvanları için bir barınak yaptı. Geri kalan arazi üzerine ise meyve ağaçları dikmeye başladı.

    Bir gün arazide çalışırken kazmasının ucuna sert bir cisim takıldı. İçinden, “sert bir kaya parçası olmalı” diye düşündü. Ancak biraz daha kazdığında bir de ne görsün! Bir küp altın. Küpü bulunduğu yerden dikkatlice çıkardı. İçinden şunu geçirdi:

    - Ben bu araziyi satın aldım; ama içindekileri satın almadım. Bu altınlar arazinin benden önceki sahibinin olmalı. En iyisi ben bu küpü ona teslim edeyim.

    Adam hemen araziyi aldığı adamın yanına gittti ve durumu anlattı. Bu altın küpünü adama teslim etti. Adamı dikkatlice dinleyen arazinin eski sahibi şöyle dedi:

    - Kardeşim, ben bu araziyi sana içindekileriyle beraber sattım. Bu altın küpü benim değil, senin. Çünkü arazi şu anda sana ait.

    Karşı taraftaki adam ise altınları kendisinin alamayacağını söylüyordu. Aralarındaki bu anlaşmazlık uzayınca hakime gitmeye karar verdiler.

    Mahkemeye vardıklarında durumu hakime arz ettiler. Hakim öncelikle toplumda böylesi insanların yaşadığı için Rabbine şükretti ve ardından her iki adama da bekâr çocuklarının olup olmadığını sordu. Adamlar şaşırmıştı. Konunun bekâr çocuklarla ne ilgisi olabilirdi ki?

    Araziyi satın alan adam,

    - Benim bir oğlum var, dedi.

    Diğer adam ise,

    - Benim de bir kızım var hakim bey dedi. Bunun üzerine hakim sözlerine şöyle devam etti:

    - Efendiler! Sizin hakkınızda verdiğim hüküm şu: Çocuklarınızı birbiriyle evlendirin. Bu altınların bir kısmını da onlara düğün masrafları ve düğün hediyesi olarak harcayın. Bir kısmını kendi ihtiyaçlarınız için, geri kalan kısmını da Allah yolunda hizmette kullanın.

    Her iki taraf da haklarında böyle bir kararın verileceğini akıllarının ucundan geçirmiyorlardı. Ancak bu karardan iki taraf da oldukça memnun kaldı. Çünkü bu sayede hem aralarındaki ihtilaf çözülmüş hem de akraba olmuşlardı. (Buhari, 3285; Müslim, 1721)


    Tarih: 15:13, 16/5/2008 Kategori: BiR_YUDUM_HiKAYE_
    Yorum (0) | Yorum yaz | Bağlantı


    Tarih: 11:40, 13/5/2008 Kategori: iNCiLER
    Yorum (1) | Yorum yaz | Bağlantı

    Ebu Hanife (r.a)'nin Şehadet Yıldönümü....

    O(r.alh) sadece fıkhın imamı değil, zalim sultana karşı şahsiyetli dik duruşun da imamıydı.

     

    EBU HANIFE
    (80/150 - 700/767)

    İmam Âzam (büyük Imam) lâkabıyla bilinen, Ebû Hanife künyesiyle meshur Numân b. Sâbit b. Zevta (Zûta) mutlak müctehid ve fıkıhta Hanefi mezhebinin imamı.

    ...

    Ebû Hanife ilimle uğraşırken ticareti de bütünüyle bırakmadı. Bu, onun helâl rızık kazanmasını sağladığı gibi, ticarî kazancını ve talebelerinin ihtiyaçlarının karşılanmasını, bağımsız bir ilim meclisi kurmasını da sağladı. Ebû Yûsuf'un parasının bittiğini söylemesine ihtiyaç bırakmadan o Ebû Yusuf'u murâkabe eder, yardimda bulunurdu. Gücü yetmeyen talebelerinin de evlenmesini sağlardı (Zehebî, a.g.e, 39). Birçokları ticarette Ebû Hanife'yi Ebû Bekir'e benzetirdi; çünkü o bir mali satın alırken, sattığı zamanki gibi emânet kâidesine uyar, kötü mali üste, iyisini alta koyardı, muhtaç satıcıyı sömürmezdi.
    ...
    Bir defasında bir kadın, satmak üzere ona bir ipek elbise getirdi. O, fiyatını sordu. Kadin yüz dirhem istedi. Ebû Hanife, değerinin yüz dirhemden fazla ettigini söyledi. Kadın yüzer yüzer artırarak dört yüze çıktığında Ebû Hanife, daha fazla edecegini söyleyince kadin, "Benimle eğleniyor musun?" demisti. Ebû Hanife de, "Ne münasebet, bir adam getirin de fiyat takdir ettirelim" dedi. Adam çagrildi ve fiyati takdir etti: Ebu Hanife o mali beş yüz dirheme satın aldı. Bu olay o zamandan beri halk arasında günümüze kadar anlatılarak, ticarette dürüstlüğe dâir bir darb-i mesel haline gelmiştir.

     

     


    Tarih: 14:11, 7/5/2008 Kategori: iNCiLER
    Yorum (0) | Yorum yaz | Bağlantı

    Külün İçinde Saklı Ateş ...

    Küllenmiş her düşüncenin, her duygunun içinde iyi yahut kötü, acı yahut tatlı, neşeli yahut hüzünlü elbette bir kor sıcaklığı vardır ki, eşelendikçe alevi ortaya çıkar.

     

       Bazen ısıtır bu alev, bazen yakar. Olumlu ya da olumsuz bütün hayaller, bütün idealler ve bütün arzular sonuca ulaşmadıkça, hedefini bulmadıkça elbette kül içinde saklanan kor gibi sıcak bekler. Küçük bir esinti, azıcık bir savrulma... Bir hatırlama... Küçük bir dokunuş... Hele içinizi bir yoklayın...

     

    Zamanın hızlı akışı, feleğin hızla dönüşü içinde her şey bizim istediğimiz rengi göstermeyebilir, bizim istediğimiz biçimde tahakkuk etmeyebilir. Bağrımızı yırtmanın, yüreğimizi parelemenin, ciğerlerimizi kan doldurmanın faydası da yoktur üstelik. Bu bir ayrı sınav biçimidir. Tesellisi hep ertelenen bir sınav...

     

       Çoğu insan kendisinin, asıl bulunması gereken yerde olmadığını hisseder. Aslında belki tam da bulunması gereken yerde olduğu için kabullenmek istemez. Çünkü küllenen hayallerine alevlenmeyi bekleyen nice korlar gömmüştür. Bedel ödemeden, yüreğini tutuşturmadan, kendini yakmadan gelinebilecek mertebelerin elbette bir seviyesi vardır; ve bir de yolları çile ile yürünmüş ve kabullenilmiş makamları... Bütün korların küller içinde gül gül olduğu makamlar... Hayret makamı, aşk makamı, sükûnet makamı, teslimiyet makamı...

     

       İşinizde ve aşınızda, sevincinizde ve kıvancınızda, düşlerinizde ve görüşlerinizde tutuşmayı bekleyen korlar yurt tutmuşsa eğer, eskilerin düstur edindikleri şu beyti teselli babında vird edinmenizi tavsiye ederiz:

     

    Ele girmezse eğer sevdiğimiz

    Ne çâre, eldekini sevmeliyiz

     

       Erdem, işte bu asaleti gösterebilmek, kazaya rıza ile cevap verebilmektir. Hele bir düşünün, buraya ağlamaya mı gelmiştik, gülmeye mi; ölüyor muyuz, yoksa doğuyor mu?!..

     

     

        İskender Pala


    Tarih: 16:40, 2/5/2008 Kategori: iNCiLER
    Yorum (0) | Yorum yaz | Bağlantı

    Kürsü'den

    Rabbimiz! Kalblerimizi Sana karşı haşyet ve reca duygusuyla doldur ve Senin kapından başka kapılara karşı içimizde bir temayül ve ümit duygusu bırakma. Biz kullarını Sana tevekkül ve iltica hisleriyle rızıklandır! Bizi, kadın-erkek bütün kardeşlerimizi ihlasa ermiş ve erdirilmiş kullarını koruduğun gibi sıyanet buyur, ey sayılamayacak kadar nimetlerin, en güzel isimlerin ve en ulvî sıfatların sahibi Yüce Rab! 


    Tarih: 11:11, 24/4/2008 Kategori: iNCiLER
    Yorum (5) | Yorum yaz | Bağlantı

    Rûhum sana âşık, sana hayrandır Efendim...

     

    Rûhum sana âşık, sana hayrandır Efendim,
    Bir ben değil, âlem sana kurbandır Efendim.

    Ecrâm ü felek, Levh u kalem, mest-i nigâhım,
    Dîdârına âşık Ulu Yezdân’dır Efendim.

    Mahşerde nebîler bile senden medet ister,
    Rahmet, diyen âlemlere, Rahman’dır Efendim.

    Tâ Arşa çıkar her gece âşıkların âhı,
    Medheyleyen ahlâkını Kur’an’dır Efendim.

    Aşkınla buhurdan gibi tütmekte bu kalbim,
    Sensiz bana cennet bile hicrândır Efendim.

    Doğ kalbime bir lahzacık ey Nûr-i dilârâ
    Nûrun ki gönül derdime dermândır Efendim.

    Ulvî de senin bağrı yanık âşık-ı zârın
    Feryâdı bütün âteş-i sûzândır Efendim.

    Kıtmîriniz ey Şâh-ı rüsûl, kovma kapından,
    Âsîlere lûtfun yüce fermândır Efendim.


    Tarih: 10:52, 14/4/2008 Kategori: MISRALAR_
    Yorum (5) | Yorum yaz | Bağlantı

    GAFLET

     

    Söze müptelayım dilim biçare,

    Konuştum konuştum ve kalakaldım,

    Öğrendim sükutu ama ne çare,

    Edepten bihaber gaflete daldım.

     

    Ne geceyi bildim nede gündüzü,

    Kaybettim baharı buldum son güzü,

    Aniden düşündüm yakın sonsuzu,

    Tövbeye büründüm kendime geldim.

     

     

    Ömer Ekinci Micingirt


    Tarih: 11:45, 11/4/2008 Kategori: MISRALAR_
    Yorum (1) | Yorum yaz | Bağlantı

    <- Son Sayfa | Sonraki Sayfa ->

    "Hiçbir kimse yok ki, ölümü Allah'ın iznine bağlı olmasın. (Ölüm), belli bir süreye göre yazılmıştır. Her kim, dünya nimetini isterse, kendisine ondan veririz; kim de ahiret sevabını isterse, ona da bundan veririz. Biz şükredenleri mükâfatlandıracağız."

    Al-i İmran Suresi

    145.Ayet

    Hazreti Enes b. Mâlik (radıyallahü anh)’ın rivayet ettiği bir hadis-i şerifte Allah Rasûlü (aleyhissalatü vesselam) şöyle buyurmuştur:

    "İman iki kısımdan müteşekkil bir bütündür; onun bir yarısını sabır, diğer yarısını da şükür oluşturur."

    (Şuabü’l-İman, 123/7; Feyzu’l-Kadîr, 188/3)

    _ _

    animation7.gif_

    _